E okulda not ortalaması nasıl hesaplanır ?

Ilay

New member
E-Okulda Not Ortalaması Nasıl Hesaplanır? Sosyal Eşitsizlikler Üzerinden Bir Forum Tartışması

E-Okulda Not Ortalaması Nasıl Hesaplanır? Sadece Matematiksel Bir İşlem mi?

Bir öğrencinin e-Okul ekranına girip ortalama notuna baktığı anı düşünün. Ekranda örneğin 78,42 yazıyor. İlk bakışta bu sayı oldukça basit görünüyor: sınavlar, proje, ders içi etkinlikler derken sistem bir hesaplama yapmış ve karşımıza tek bir rakam çıkarmış. Fakat o rakamın arkasında yalnızca matematik yok. O öğrencinin evindeki çalışma ortamı, ailesinin ekonomik koşulları, özel ders veya teknolojik imkânlara erişimi, okulun bulunduğu bölge, toplumsal cinsiyet beklentileri ve hatta göç deneyimi gibi birçok unsur eğitim sürecini etkileyebiliyor.

Burada önemli bir ayrım var: E-Okul öğrencinin sosyal sınıfına, cinsiyetine veya etnik kökenine göre not ekleyip çıkarmaz. Notlar, ilgili eğitim kademesinin mevzuatında belirtilen ölçme ve değerlendirme esaslarına göre hesaplanır. Sosyal faktörler ise daha çok öğrencinin o notları oluştururken sahip olduğu koşullarla ilgilidir.

Dolayısıyla “E-Okul ortalaması nasıl hesaplanıyor?” sorusunu yalnızca bir formül sorusu olarak değil, “Bu formülün içine giren notlar hangi koşullarda ortaya çıkıyor?” sorusuyla birlikte düşünmek bana daha anlamlı geliyor.

Önce Temel Konuyu Netleştirelim: E-Okul Ortalaması Nasıl Oluşuyor?

E-Okul'daki genel ortalamayı anlamak için önce tek tek derslerin nasıl değerlendirildiğini bilmek gerekiyor. İlköğretim ve ortaöğretim kademelerinde kurallar tamamen aynı değil; öğrencinin sınıfı ve okul türüne göre farklılıklar bulunabiliyor.

MEB tarafından yayımlanan e-Okul Sık Sorulan Sorular kılavuzunda, örneğin 4, 5, 6, 7 ve 8. sınıflarda bir dersin yıl sonu puanının sınavlar, projeler ve performansı belirlemeye yönelik çalışmalar üzerinden hesaplandığı açıklanıyor. Kılavuzda sınav puanlarıyla birlikte proje ve performans çalışmalarına ilişkin ortalamaların hesaba katıldığı örnekler de veriliyor.

Ortaokul yönetmeliğinde de dersin dönem puanının belirlenmesine ilişkin ayrıntılar yer alıyor. Örneğin proje puanlarının aritmetik ortalaması ile ders etkinliklerine katılım puanlarının aritmetik ortalamasının dikkate alınması gibi kurallar bulunuyor.

Bu nedenle internette görülen “tüm notları topla, ders sayısına böl” formülü her öğrenci için yeterli bir açıklama değildir.

Basitleştirilmiş bir örnek üzerinden düşünelim:

Matematik dersinde bir öğrencinin sınavlarından 70 ve 80, diğer değerlendirmelerinden de 75 aldığını varsayalım. Bu puanların hangi ağırlıklarla hesaba katılacağı öğrencinin eğitim kademesine ve yürürlükteki yönetmeliğe göre belirlenir. Ders puanı ortaya çıktıktan sonra öğrencinin diğer derslerdeki puanları da genel başarı hesabında dikkate alınır.

Burada ayrıca derslerin haftalık saatleri önem kazanabilir. Özellikle ortaöğretimde derslerin ağırlıklı puanları hesaplanırken ders saatleri dikkate alınır. Bu yüzden matematikten alınan 80 ile haftada daha az saat okutulan başka bir dersten alınan 80'in genel ortalamaya katkısı her durumda aynı olmayabilir.

Kısacası e-Okul ekranındaki sayı, tek bir bölme işleminin sonucu değil; yönetmelikte belirlenmiş ölçme ve değerlendirme süreçlerinin sonucudur.

Peki Aynı Formül Neden Her Öğrenciyi Aynı Şekilde Etkilemeyebilir?

Tam burada sosyal sınıf meselesi devreye giriyor.

Matematiksel hesaplama öğrenciler arasında tarafsız olabilir. Ancak öğrencilerin o hesaplamaya girecek puanlara ulaşma koşulları aynı olmayabilir.

Bir öğrencinin evinde sessiz bir çalışma odası olduğunu düşünelim. Bilgisayarı, hızlı interneti, yardımcı kaynakları ve gerektiğinde özel ders alma imkânı var. Başka bir öğrenci ise kalabalık bir evde yaşıyor, kardeşlerine bakmak zorunda kalıyor veya okuldan sonra çalışıyor olabilir.

İki öğrencinin de sınav kağıdında aynı 100 puanlık ölçek vardır. Fakat o sınava hazırlanmak için sahip oldukları zaman ve kaynaklar aynı değildir.

OECD'nin PISA 2022 Türkiye sonuçları bu konunun önemli bir göstergesini sunuyor. Türkiye'de sosyoekonomik açıdan en avantajlı öğrencilerle en dezavantajlı öğrenciler arasında matematik performansında 82 puanlık fark bulunuyor. OECD ayrıca sosyoekonomik durumun Türkiye'deki matematik performansındaki değişimin yaklaşık yüzde 13'ünü açıkladığını belirtiyor.

Bu veri “yoksul öğrenciler başarısızdır” anlamına kesinlikle gelmiyor. Tam tersine, aynı OECD araştırmasında dezavantajlı öğrencilerin yüzde 12'sinin kendi ülkelerindeki matematik performansının en üst çeyreğine ulaşabildiği görülüyor. Yani sosyal koşullar güçlü bir etken olabilir ama öğrencinin geleceğini mekanik biçimde belirlemez.

Bence burada tartışılması gereken asıl nokta bu: Notu ölçmek başka şey, nota ulaşma koşullarını eşitlemek başka şey.

Toplumsal Cinsiyet Not Ortalamasını Nasıl Etkileyebilir?

“E-Okul kız öğrencilere veya erkek öğrencilere farklı not verir mi?” sorusunun cevabı hayır. Sistem öğrencinin cinsiyetine göre matematiksel olarak farklı bir ortalama uygulamaz.

Fakat toplumsal cinsiyet, öğrencinin eğitim deneyimini etkileyebilen sosyal bir faktördür.

UNESCO'nun toplumsal cinsiyet ve eğitim üzerine çalışmaları, eğitimdeki eşitsizliklerin yalnızca okulun içindeki uygulamalardan kaynaklanmadığını; toplumdaki ekonomik ve sosyal yapıların, beklentilerin ve toplumsal normların da eğitim sonuçları üzerinde etkili olabildiğini vurguluyor.

Örneğin kız çocuklarından ev işlerine veya kardeş bakımına daha fazla katkı vermelerinin beklenmesi, onların ders çalışmak için ayırabildiği zamanı azaltabilir. Başka bir ailede ise tam tersine kız çocuğunun eğitimine güçlü destek verilebilir ve akademik başarısı özellikle teşvik edilebilir.

Bu yüzden “kızlar şöyle, erkekler böyle” şeklindeki genellemeler gerçeği açıklamaz.

Nitekim OECD'nin PISA 2022 Türkiye verilerinde kız ve erkek öğrencilerin matematik performanslarının ortalama olarak birbirine yakın olduğu, buna karşılık kız öğrencilerin okumada erkek öğrencilerden 25 puan daha yüksek performans gösterdiği görülüyor.

Bu sonuç bize toplumsal cinsiyetin tek yönlü bir hikâye olmadığını gösteriyor. Bir alanda kızların, başka bir alanda erkeklerin farklı sonuçlar göstermesi mümkün.

Kadınların ve kız öğrencilerin deneyimlerini ele alırken empati özellikle önemli. Çünkü “çok çalışırsan başarırsın” söylemi bazen öğrencinin karşılaştığı sosyal engelleri görünmez hale getirebilir. Öte yandan erkek öğrencilerin yaşadığı baskıları da görmezden gelmemek gerekir. Bazı erkek çocukları akademik başarının “erkeklik” açısından nasıl algılanacağı konusunda akran baskısıyla karşılaşabilir.

Erkeklerin çözüm odaklı yaklaşımı ise bu sorunları küçümsemek anlamına gelmez. Örneğin öğretmenler, babalar, erkek öğrenciler ve eğitim yöneticileri “Bu öğrencinin neden çalışmadığını?” sorusunun yanında “Çalışmasını zorlaştıran hangi koşullar var?” sorusunu da sorabilir.
 
Üst